Güne Mezopotamya güneşiyle uyanıp kendinizi Suriçi'nin hareketli sokaklarına attığınızda, ilk durağınız mutlaka 16. yüzyıldan kalma Hasan Paşa Hanı olmalıdır. Siyah ve beyaz taşların usta ellerde şekillendiği bu görkemli yapının avlusuna adım attığınız an, sizi kahvaltı tepsilerinin o cezbedici kokusu karşılar. Diyarbakır örgü peynirinden kavurmalı yumurtaya, zahterden enfes zeytin çeşitlerine kadar uzanan o devasa yöresel kahvaltı masası, görsel bir şölen sunar. Avlunun tarihi akustiğinde çatal bıçak seslerine karışan hoş sohbetler eşliğinde kahvaltınızı yaparken, üzerine içeceğiniz bol köpüklü bir fincan menengiç kahvesi, bu tarihi atmosferin en güzel cilası olacaktır.